İş yerimin sayesinde coldfusion öğrenmek zorundayım. Lakin şu aşamada bir insanın neden cf’a ihtiyaç duyabileceğini anlamaya çalışıyorum. php gibi acayip hızlı ve reliable bi güzellik varken. php nin de eksi noktaları var tabi (şu anda bulmakta zorlaıyorum
). Tamam php reliable olması için apache web sunucusuna ihtiyaç duyuyo, peki tamam hayvan gibi cross-platform bi kaç requirement hariç standalone olan java ya ne demeli. bi insanın javadan başka neye ihtiyacı olabilir?
peki cf popülaritesi nerden alıyor? çok mu güçlü yoksa hayvan gibi kullanıcı dostu mu? şahsen çok kullanıcı dostu ortamları tercih etmiyorum. C tadında syntaxı olan dilleri tercih ediyorum. şu anda en user-friendly gördüğüm server-side scripting language is php. belki prototype based bi yapısı olan başka bi dil php den daha da iyi olabilir. mesela ruby acayip çekici gibi geliyo
şu yazıyı yazarken ki cf ye önyargım tamamen adobeye gıcık olmamdan kaynaklanıyo. evet adobe’ye gıcık oluyorum.
Getting started to fucking coldfusion, yeah
natural bi akşam toolun tentavzıntdeys isimli eserini dinlerken seher kişisinin gönderdiği konusuz ve body siz emailin içerisinde şans eseri ataşlanmış bi mp3 olarak tanıştım yasemin moriyle. tabi ki aslında bi konu var şarkısıyla.
şarkı dinledim, baştan önyargı ile yaklaşıp sıkıcı olduğunu düşünsem de sound çok sağlam olduğu için hemen kapatmadım. iyiki de kapatmamışım çünkü tamamını dinledikten sonra direkman hastası oldum, çok beendim ve hemen mayspeys sayfasına girdim dier şarkılarını da dinlemek üçün. Diğer şarkıları bi yandan dinliyorum bi yandan da nette chase paymentech’in apisini okuyorum. şarkılar da acayip güzel sound devam ediyor lakin gürültülü böyle shoegaze tadı hakim. bu olay özellikle kuzgun şarkısını dinlerken defalarca oha dedirttirdi. lan dedim acaip gürültülü ve nefis olmuş. lakin inanamadım yani bu denli gürültülü türkiyede müzik yapmak biraz garip. ve bi de kaaos var ortamda. sonradan sanki bu toolun gitarlarına benziyo dedim. sonradan da oha tooldan sample’lar koymuş waşş dedim. Laakin o anda media playerda toolun albumu dönmeye devam etmekteymiş. bi süre daha böyle dinledim. evet yaptım bunu. bu arada arkadaki şarkı da triad ve disposetion. eheh farketip toolu kapatınca müzikten bişeyler eksildi gibi. lakin yine güzel. biraz daha kaotik gürültü olsa isyankar havaya cuk oturur daha güzel olur gibime gelio. evet.
neyse sonuçta yasemin hanım kızımız ii iş çıkarmış. tebrik ediyorum kendisini. yanlız aslında bir konu var eserini dinleyip albumu indirince inceden bi hayal kırıklığı oluyo. aslında.. şarkısında post-rock tınıları, acaip melankoli, hüzün,isyan vs. hakim. diğer şarkılarda bu his yok. o indie tadında ingiliz alternatif rock şeyi de yok. ama kendine has bi tadı var. Bir de bu hatunun müziğini dinlediğim sırada fotoğraflarına da bakınca, kendisini norah jones’un çıkışına benzetim. evet benziyo.
son olarak aptal şarkısını ne zaman duysam sinirlerime hakim olamıyorum. hemen deiştiriyorum.
Edit: Yeniler de süper

Kodlarla boğuştuğum bi akşam üstü yemek yemek eziyetini gerçekleştirirken sırf gürültü olsun diye açtığım tv de rastladım bu filme. tv8 mi kanal7 mi öyle bişeydi sanırım. o anda tek gördüğüm taş gibi bi hatunun bi ipe tutunmuş göle atlayamamasıydı. woha gerizekalıya bak dedim ama izlemekten kendimi alamadım. direk boktan fransız gençlik filmi olduğunu düşündüm. yani akşam yemeği eziyetine tam uydu
derken bu boktan fransız olmayan filmin aslında acaip güzel bi film olduğu hissiyatına kapıldım ve tekrar kodlarımın başına dönmem gerekirken filmi bitirene kadar izledim (ki bu psikolojiye bayılıyorum. biri gel süper film başladı dese kesin gitmezdim ehehe) Film bi şekilde The Bridges of Madison County yi andırdı bana. bu filmi babamla bi hsonu annemleri alışveriş meditasyonuna gönderdikten sonra emek sinemasında izlemiştik. evet babayla izlencek bi film deil
ama o anda hangi filme girdiğimizi bile bilmiyoduk. marlyn streep me iyidir o zaman. ayrıca biz babamla her türlü filmi de izleriz icabında.
bu film de bana o frigo buz tadını yaşattı nedense. filmi izlerken nedense bunun babamın ve annemin de çok hoşuna gideceğini düşündüm (ve hemen onlar için tlf divx versionunu indirdim)
neyse bu film aslında boktan bi romantik film. daha fazlası deil. ama bi şekilde dün izlemeye karar verip yarım saat dayanabildiğim gerilim filmi The Hitcher ı düşünüyorum da ben bu tarz babysitter filmleri de seviyorum. ama eskiden (3-5 sene önce) pek tahammül edebildiğimi hatırlamıyorum. lakin 3-5 sene önce pc oyunlarından da acaip haz alırdım (ki hala alıyorum) ama hiç oynamadığımı farkediyorum. heralde 2 sene olmuştur adam gibi bi pc oyunu oynamayalı. fps oynamayalı daha fazla olmuştur. lakin bu gidişata dur demeliyim artık. evet napıyorum lan ben. lakin asıl hata pc oyunlarının artık pek haz vermemesi. bi de sürekli donanım yenileme fikri bana gelmiyo. bu yüzden acilen kendime bi psp almalıyım. zaten bi süredir bunu düşünüyorum. lakin asıl karar veremediğim psp mi ipod touch mı? bunu da bir başka yazıda incelemeyi düşünüyorum. yeah nerden nereye di mi. pehey.

Bu grup last.fm de random gezinirken bir şekilde karşıma çıktı. zannedersem the sky we scrape in similar artistine yansımıştı bunlar. ne alakaysa artık. tabi emin deilim götten atmış da olabilirim.
Neyse. hemencecik last.fm in beleş önizleme olayından yararlanarak öndem izledim. ve ilk dinlediğim şarkıları “inside a boy” isimli güzide eserdi. sanmıyorum ki bu şarkıyı beğenmeyecek birisi çıksın. Introsu dredg ode to the sun hissiyatı veriyor. ondan sonra süper bass sounduyla devam ediyor. tabi ki hemen albünü indirdim. Albümdeki şarkılar normal şartlar altında süper olsa da inside a boy dan sonra biraz hayal kırıklığı yaratıyor. inside a boy sanatsallığının yanında içinde acayip bi ermişlik, birazcık huzur birazcık da öfke barındıran enteresan bi şarkı. ve bana bir şekilde jeff buckley’in grace i ile joan osbourne un st. teresa sını hatırlatıyor. zaten Shara Worden ablamızın tarzı bence jeff abinin opera versiyonu sayılabilir.
Album şahsına münhasır bir şey albümü. şey, ehm. bişey işte. rock ya da post rock değil. lakin jazz da değil. fusion diyip geçsem mi bilmiyorum. ya da alternatif rock demeliyim. ne kadar alternatifse artık. En azından inside a boy kesinlkilen dinlenilmeli feyz alınmalı kanımca.
we are clowns
we are whispers
like fauns and shape-shifters
our ages can never be found out
no, our ages keep moving further out
we are stars colliding
now we crash
like lightening into love
love
hastasıyım.