You are currently browsing the archives for the movies category.

veda

Posted 1 week, 2 days ago at 4:38. 0 comments

Burada genellikle hoşlanmadığım filmleri yazdığımı farkettim. bu şuna benziyor: bi ürünü aldıktan sonra beğenirseniz bişey yapmazsınız ama beğenmezseniz gider şikayet edersiniz.

Veda filmi de yine bi beklentiyle girilen filmlerden biriydi. Beklenti var çünkü Atatürk’ün hayatını anlatıyor film. Görüntü yönetmenliÄŸine diyeceÄŸim birÅŸey yok. Gerçekten çok ii görüntüler vardı. Lakin film Atatürk’ün tutkusunu ve heyecanını yansıtmaktan çok uzak kaldı. belgeselden hallice, kopuk kopuk sahneler, Atatürk olayları uzaktan izleyen adam havasında. yok arkadaÅŸ hala ii bi Atatürk filmimiz yok.

İskoçyanın William Wallace’ı için çekilen Cesur Yürek misal, gerçekten harika bi film. sinemadan çıktığımda dizlerim titremiÅŸti. Atatürk için de bu kalitede, hatta daha da kaliteli filmler çekilmesi gerekiyor. Çünkü çok daha iyisini hak ediyor. Bir de zırt pırt bu filmler çekilip vizyona girerse artık sıkıntı verecek. Mart ayında bi Atatürk filmi daha gelecekmiÅŸ. AllaÅŸkına destansı bi film çekin artık. KurtuluÅŸ savaşından büyük bi destan var mı yahu

NeÅŸeli Hayat: Parodi gibi film

Posted 3 months, 1 week ago at 4:09. 0 comments

Farkettim ki iyi filmleri deÄŸil de kötü filmleri yazıyorum burada. Lakin yazmadan da edemeyeceÄŸim. Normalde gitmezdim ama ailemle beraber “aile” filmidir herhalde diyerek sinemada izledim bu filmi. Capitol’de izlediÄŸim son film olan spiderman3 için de tespit ettiÄŸim üzere capitol’un seyircisi cak cak konusan abartılı gülen insanlar. Bu film sürecinde de ben hiç gülmedim lakin arkamdaki kızlar gülme krizine girdi. Ya benim espri anlayışım berbat ve film süper komik, ya da bu kızlar yılmaz erdoÄŸandan para almışlar gülmek için.

Netekim ÅŸaka gibi bi filmdi. BaÅŸtan sona olacak o kadar parodilerine benziyordu. Sinematograf bakış açısı kamera tekniÄŸinden zerre anlamam lakin sinema filmi gibi deÄŸil tv dizisi tadındaydı. Bir de naçizane tespitim ÅŸudur ki: yılmaz’ın filmlerinin kalitesi eksponansiyel ÅŸekilde azalmakta. İlk çektiÄŸi vizontele serisi gayet iyiydi. organize iÅŸler eh iÅŸte. bu film de bildiÄŸin kötü filmdi. bi sonrakini tahmin edemiyorum.

sonuç: 2 saatlik zaman kaybı.

muro

Posted 1 year, 2 months ago at 1:26. 0 comments

genellikle bi film beni ya sinirlendirir ya da tiksindirir. muro’da bu ikisi birden oldu. beterin beteri varmış. rezaletto boktano bu filmin yanında ÅŸahane kalır.

rezzaletto boktano

Posted 1 year, 4 months ago at 4:38. 3 comments

geçen ablamla mükemmel bir gün isimli ferzan özpetek’in güzide eserini izledik. lakin bana 10 dk içinde ÅŸu oldu bu oldu diye biri anlatsa eminim sinema çıkışındaki o boktan etkiden daha iyi olurdu. bu ne lan. ne boktan filmmiÅŸ yahu. ver sesi, duyguyu veremedin mi daha çok ver sesi oh anam oh. ferzana bisktrgit diyorum. çıkmadım da sinemadan, inatla izledim hepsini. aralarda yandaki kapının üstündeki exit yazısını incelediÄŸimi farkettim. ulan niye çıkış yazmıyolar ki falan diye düşündüm. arada ferzan verdi müziÄŸi duygusal sahneyi ama yok olmamış. bi sonraki filmini de artık divxden izlerim.

bu arada filmin konusu da [spoiler] eleman bunalıyo ailesini falan katlediyo. 3. sayfa haberi yani. gerçek kesit tadında, ibretlik. çok değerli 120dk kaybı. tmnskym [/spoiler]

the notebook

Posted 1 year, 6 months ago at 6:22. 0 comments

the notebook movie

Kodlarla boğuştuğum bi akşam üstü yemek yemek eziyetini gerçekleştirirken sırf gürültü olsun diye açtığım tv de rastladım bu filme. tv8 mi kanal7 mi öyle bişeydi sanırım. o anda tek gördüğüm taş gibi bi hatunun bi ipe tutunmuş göle atlayamamasıydı. woha gerizekalıya bak dedim ama izlemekten kendimi alamadım. direk boktan fransız gençlik filmi olduğunu düşündüm. yani akşam yemeği eziyetine tam uydu  :)

derken bu boktan fransız olmayan filmin aslında acaip güzel bi film olduğu hissiyatına kapıldım ve tekrar kodlarımın başına dönmem gerekirken filmi bitirene kadar izledim (ki bu psikolojiye bayılıyorum. biri gel süper film başladı dese kesin gitmezdim ehehe) Film bi şekilde The Bridges of Madison County yi andırdı bana. bu filmi babamla bi hsonu annemleri alışveriş meditasyonuna gönderdikten sonra emek sinemasında izlemiştik. evet babayla izlencek bi film deil :) ama o anda hangi filme girdiğimizi bile bilmiyoduk.  marlyn streep me iyidir o zaman. ayrıca biz babamla her türlü filmi de izleriz icabında.

bu film de bana o frigo buz tadını yaşattı nedense. filmi izlerken nedense bunun babamın ve annemin de çok hoşuna gideceğini düşündüm (ve hemen onlar için tlf divx versionunu indirdim)

neyse bu film aslında boktan bi romantik film. daha fazlası deil. ama bi şekilde dün izlemeye karar verip yarım saat dayanabildiğim gerilim filmi The Hitcher ı düşünüyorum da ben bu tarz babysitter filmleri de seviyorum. ama eskiden (3-5 sene önce) pek tahammül edebildiğimi hatırlamıyorum. lakin 3-5 sene önce pc oyunlarından da acaip haz alırdım (ki hala alıyorum) ama hiç oynamadığımı farkediyorum. heralde 2 sene olmuştur adam gibi bi pc oyunu oynamayalı. fps oynamayalı daha fazla olmuştur. lakin bu gidişata dur demeliyim artık. evet napıyorum lan ben. lakin asıl hata pc oyunlarının artık pek haz vermemesi. bi de sürekli donanım yenileme fikri bana gelmiyo. bu yüzden acilen kendime bi psp almalıyım. zaten bi süredir bunu düşünüyorum. lakin asıl karar veremediğim psp mi ipod touch mı? bunu da bir başka yazıda incelemeyi düşünüyorum. yeah nerden nereye di mi. pehey.