Music
Agua de Annique
by solomon on Feb.20, 2009, under Music
The Gathering çok dinlemem, ayda yılda bir nighttime birds dinlerim o kadar. Lakin şu anneke nin son grubu var ya, öhm, çok garip çok enteresan bi grup. ya da annekenin solo projesi mi demeliyim. Dinlemeden duramıyorum efenim. Önce sunken soldier’s ball hastalığı başladı (bu şarkının canlı versiyonu ayrı güzel), sonra the day after yesterday’in etkisine girdim, ondan sonra yalin’in hastası oldum, daha sonra (ki şu ana denk geliyor) ice water’ın geçtiğimiz yılın en iyi şarkısı olduğunu düşünmekteyim. Trail of grief de harika şarkı. Beautiful one zaten süper. Hatunumuz bendeki anathema boşluğu diye tabir edilen hastalığın semtomatik tedavisi de yerine getirmiş durumdadır. Hastasıyım ulan.
Lateralus ve Fibonnacci
by solomon on Feb.12, 2009, under Music
rishloo
by solomon on Jan.07, 2009, under Music
yeni keşfettiğim bi grup. hemen hemen live‘ın aynısı. coheed and cambria soundlu, hafif de chevelle etkilenimli. sağda solda tool’a benziyo diyolar akıllı olun lan ne alakası var. iki albümü var amcaların. gayet güzel şarkıları da var üstelik. doğma büyüme seattle’lılarmış elemanlar. bi de wikipedia sayfalarının olmaması enteresan. henuz ciddiye alınmamış bir grup demek ki.
L.E.S.S.
by solomon on Dec.01, 2008, under Music
yıllar önce fabrikasyon hatası demolarıyla tanımıştım bu adamları. izmir negatif studyo’nun müdaimleri. yeni bi demo yapmışlar. netten download edilebiliyo. yine güzel olmuş ama fabrikasyon hatasındaki nefret bunda gitmiş başka bi şey gelmiş. güzel de olmuş. beni aldığında falan dilime takıldı hemen. emrah ablak da süper klipler çekmiş. mis olmuş.
Death Magnetic: Bu ne gürültü lan?
by solomon on Oct.05, 2008, under Music, Tech
Son zamanlarda çıkan bi çok albüm bana bi şekilde samimi gelmiyor. bunun en bariz iki örneğiyse 10000 days ve Death magnetic.
Sevgili Freak biladerimin kendi elleriyle rapide upload ettiği death magneticin PS3 guitar hero versiyonu sayesinde death magnetic albümünün masterin aşamasında bok edilmemiş versiyonunu edinebildim. Bu versiyonda da volüm acayip düşük lakin bana hafiften load soundunu hatırlattı. metalilca nın gelmiş geçmiş en ii soundu tartışmasız load albümündedir netekim.
Bu mevzunun asıl sebebi şu. 2000li yıllardan sonra portable mp3 playerlar ve creative sony nin falan yaptığı geri zekalı boost stereolarda müziğin iyi duyulması için bi şekilde dinamik aralığı daraltıyolar ve müziği daha gürültülü hale getiriyolar. o yüzden pink floyd dinledikten sonra 10000 days dinlemeye kalkışınca acayip bi volüm farkı oluyo. bunun için replay gain falan gibi teknolojiler geldi ama nafile. zaten mp3 müziğin baya bi kısmını kesip atması yetmezmiş gibi bi de bu loudness war ski çıktı başımıza. sonuç olarak müziğin amına koydular. 3-5 senedir şöyle adam gibi kayıt dinleyemez olduk. özellikle tool un da bu trendde yerini alması beni ziyadesiyle yaraladı. ipne tool. ama apc albümlerinde bu yok. misal mer de noms albümü süper bi kayıttır kanımca. dredg el cielo albümü de keza öyle.
şu “dynamic range” olayının teknik kısımlarını bu şu ve o linklerde daha ii anlatılmış. Ayrıca şu aşağıdaki güzide video herşeyi açıklıkla göz önüne seriyor.
bir de metallicanın bu rezalete son verip death magnetic albümünü yeniden mixlemesi için bi imza kampanyası var. ben imzaladım.
Yasemin Mori – Hayvanlar
by solomon on Aug.21, 2008, under Music
natural bi akşam toolun tentavzıntdeys isimli eserini dinlerken seher kişisinin gönderdiği konusuz ve body siz emailin içerisinde şans eseri ataşlanmış bi mp3 olarak tanıştım yasemin moriyle. tabi ki aslında bi konu var şarkısıyla.
şarkı dinledim, baştan önyargı ile yaklaşıp sıkıcı olduğunu düşünsem de sound çok sağlam olduğu için hemen kapatmadım. iyiki de kapatmamışım çünkü tamamını dinledikten sonra direkman hastası oldum, çok beendim ve hemen mayspeys sayfasına girdim dier şarkılarını da dinlemek üçün. Diğer şarkıları bi yandan dinliyorum bi yandan da nette chase paymentech’in apisini okuyorum. şarkılar da acayip güzel sound devam ediyor lakin gürültülü böyle shoegaze tadı hakim. bu olay özellikle kuzgun şarkısını dinlerken defalarca oha dedirttirdi. lan dedim acaip gürültülü ve nefis olmuş. lakin inanamadım yani bu denli gürültülü türkiyede müzik yapmak biraz garip. ve bi de kaaos var ortamda. sonradan sanki bu toolun gitarlarına benziyo dedim. sonradan da oha tooldan sample’lar koymuş waşş dedim. Laakin o anda media playerda toolun albumu dönmeye devam etmekteymiş. bi süre daha böyle dinledim. evet yaptım bunu. bu arada arkadaki şarkı da triad ve disposetion. eheh farketip toolu kapatınca müzikten bişeyler eksildi gibi. lakin yine güzel. biraz daha kaotik gürültü olsa isyankar havaya cuk oturur daha güzel olur gibime gelio. evet.
neyse sonuçta yasemin hanım kızımız ii iş çıkarmış. tebrik ediyorum kendisini. yanlız aslında bir konu var eserini dinleyip albumu indirince inceden bi hayal kırıklığı oluyo. aslında.. şarkısında post-rock tınıları, acaip melankoli, hüzün,isyan vs. hakim. diğer şarkılarda bu his yok. o indie tadında ingiliz alternatif rock şeyi de yok. ama kendine has bi tadı var. Bir de bu hatunun müziğini dinlediğim sırada fotoğraflarına da bakınca, kendisini norah jones’un çıkışına benzetim. evet benziyo.
son olarak aptal şarkısını ne zaman duysam sinirlerime hakim olamıyorum. hemen deiştiriyorum.
Edit: Yeniler de süper
My Brightest Diamond – A Thousand Shark’s Teeth
by solomon on Aug.16, 2008, under Music
Bu grup last.fm de random gezinirken bir şekilde karşıma çıktı. zannedersem the sky we scrape in similar artistine yansımıştı bunlar. ne alakaysa artık. tabi emin deilim götten atmış da olabilirim.
Neyse. hemencecik last.fm in beleş önizleme olayından yararlanarak öndem izledim. ve ilk dinlediğim şarkıları “inside a boy” isimli güzide eserdi. sanmıyorum ki bu şarkıyı beğenmeyecek birisi çıksın. Introsu dredg ode to the sun hissiyatı veriyor. ondan sonra süper bass sounduyla devam ediyor. tabi ki hemen albünü indirdim. Albümdeki şarkılar normal şartlar altında süper olsa da inside a boy dan sonra biraz hayal kırıklığı yaratıyor. inside a boy sanatsallığının yanında içinde acayip bi ermişlik, birazcık huzur birazcık da öfke barındıran enteresan bi şarkı. ve bana bir şekilde jeff buckley’in grace i ile joan osbourne un st. teresa sını hatırlatıyor. zaten Shara Worden ablamızın tarzı bence jeff abinin opera versiyonu sayılabilir.
Album şahsına münhasır bir şey albümü. şey, ehm. bişey işte. rock ya da post rock değil. lakin jazz da değil. fusion diyip geçsem mi bilmiyorum. ya da alternatif rock demeliyim. ne kadar alternatifse artık. En azından inside a boy kesinlkilen dinlenilmeli feyz alınmalı kanımca.
we are clowns
we are whispers
like fauns and shape-shifters
our ages can never be found out
no, our ages keep moving further out
we are stars colliding
now we crash
like lightening into love
love
hastasıyım.
