Açtı kendine. Çok da şık oldu. Kıskandım valla. Terzi kendi söküğünü dikemezmiÅŸ. Ben de ne zamandır düzenleyeceÄŸim dediÄŸim blog’umu bir türlü düzenlemedim ve artık vazgeçtim bile diyebilirim. Ablamın blogunu yaklaşık 10 dakikada açmamız (toplamda yarım saati geçti sanırım) sebebiyle ben de gaza gelerek temamı deÄŸiÅŸtirdim. Åžimdilik bu kalsın. Daha sonra yine deÄŸiÅŸtireceÄŸim (ben bu filmi görmüştüm).
Şu anki tema tam sevdiğim gibi minimalistik ancak solda menu olmaması biraz kötü aslında. Site ziyaretçisini yönlendirmiyor. Lakin yazılara konsantre olmamızı sağlıyor. Buraya bir çözüm getireceğim işallah.
İnternet bankacılığında tartışmasız en rezil banka yapı kredi. Az önce annemin kredi kartı hesabına 10 TL yatırmak için iÅŸlem yapmayı denedim. BaÅŸka kredi kartına ödeme menusunden kredi kartı no’su ve ücreti yazdım. Sistem uyarı verdi: “Geçerli bir kredi kartı numarası giriniz”. Sadece rakamdan oluÅŸan (boÅŸluk olmayan) bir ÅŸekilde girmiÅŸtim kart numarasını.
Sonra 4 hanelik rakamlar ve 1 boÅŸlukdan oluÅŸan ÅŸekilde girdim (5454 5454 5454 5454). Yine kabul etmedi. “Geçersiz kredi kartı numarası”. Çıldırdım tabi. Ne yapacağımı bilemedim. Ne bir yardım, ne açıklama bölümü var. Yardımda alakasız ÅŸeyler anlatılıyor.
Sonunda 444 0 444 hattını aradım. O kadar uzun sürüyor ki müşteri temsilcisini düşürmek. 2-3 dakika sonra tekrar bir deneme daha yaptım. O anda aklıma boşluk yerine tire koymak geldi (5454-5454-5454-5454). Ve ta taa. İşlemi kabul etti. Bu şekilde yazmak gerekiyormuş. Peki içime doğmasa nasıl bunu bilebilirdim. Ben değil de bilgisayarı zor kullanan insanlar bunu nasıl yapacak.
Neyse bununla da bitmiyor. Ödeme yap butonuna tıkladım. Onay sms’i gelecek. Geldi. SMS de “xxx kullanıcısına yapacağınız 1,000.00 TL tutarındaki ödemenin ÅŸifresi xxx” yazıyor. Yine çıldırdım. Tutar kısmına 10.00 TL yazmıştım. Bunun yazılım ekibindekilerin ufak bir hatası olduÄŸuna eminim. Ama hesabımdan 1000 lira çekmemeleri için iÅŸlemi iptal ettim. Tekrar girdim. Bu sefer 10TL yazdım. Ve iÅŸe yaradı. Ama bir daha bu bankaya girmemeye de yemin ettim
mümkündür. az önce quiknet bağlantım kesildiğinde aklıma geldi bunu denemek.
olay çok basit: menuden SETTINGS -> GENERAL -> NETWORKS altında “Internet Tethering” i Aktive ediyoruz. Sadece usb mi yoksa bluetooth ile de baÄŸlanmak istiyor musun diye soruyor. ben usb den baÄŸlanmayı tercih ettim ama kablosuz baÄŸlantı için bluetooth da çok kullanışlı bence.
sıra geldi bilgisayarı ayarlamaya. ben mac kullandığım için olay inanılmaz basit oldu. iphone u taktığım anda network bağlantısı bulundu açayım mı dedi. aç dedim ve bağlandı ayarları kontrol etmek isterseniz system preferences altından network bölümünde ayarlar mevcut.
şu an bu yazıyı iphone 3G üzerinden yazıyorum. 3G olmasaydı Edge üzerinden de bağlanabilirdim ama Edge oldukça yavaş bi bağlantı. dial up günlerine döndürüyo insanı. 3G üzerinden yaptığım ilk hız testi sonucu ise şudur:
iphone ile 3G hız testi
sonuç olarak 3G modem için, iphone’unuz varsa, vodafone un falan verdiÄŸi usb modemlere ihtiyacınız yok.
Bu diyeceklerim red-hat bazlı distrolar içindir. Debian için de çok farklı değil.
BaÅŸlangıçta yani boot sonrası program mı çalıştırmak istiyorsunuz (mesela subversion deamon programı). O zaman tek yapmanız gereken “/etc/rc.d/rc.local” dosyasına gerekli satırı eklemek.
Altın örümcek 2008′de dinodream.com ile Topluluk/Sosyal iletiÅŸim dalında birincilik aldık. Bu benim ilk kazandığım altın örümcek ödülü olduÄŸu için ayrı bir anlamı var. Gerçekten içime sinen bir proje olmuÅŸtu ve kesinlikle hakederek kazandık. GeliÅŸtirme sürecinde beraber çalıştığımız Murat’a da burdan teÅŸekkürlerimi sunarım. Ödülü kendisi ile teslim aldık. Hatta röportaj bile verdik
Bir de belirtmek istiyorum: ödül töreni organizasyonu baya kötüydü.
Daha önce php design / arcitecture ve kodlamasını yaptığım, js’lerini de yazdığım dinodream.com altın örümcek de finalist olmuÅŸ. baÅŸarılar diliyorum.
Bu siteden nefret etmiş telekom. Girmek için gerçekten çabalamam gerekti. Ancak işbu aşağıdaki liste hosts dosyasına eklenmez suretiyle giremeyen, erişemeyen arkadaşlara ilaç gibi gelecektir. Buradan da amme tesisi görevi görüyorum.
Son zamanlarda çıkan bi çok albüm bana bi şekilde samimi gelmiyor. bunun en bariz iki örneğiyse 10000 days ve Death magnetic.
Sevgili Freak biladerimin kendi elleriyle rapide upload ettiği death magneticin PS3 guitar hero versiyonu sayesinde death magnetic albümünün masterin aşamasında bok edilmemiş versiyonunu edinebildim. Bu versiyonda da volüm acayip düşük lakin bana hafiften load soundunu hatırlattı. metalilca nın gelmiş geçmiş en ii soundu tartışmasız load albümündedir netekim.
Bu mevzunun asıl sebebi şu. 2000li yıllardan sonra portable mp3 playerlar ve creative sony nin falan yaptığı geri zekalı boost stereolarda müziğin iyi duyulması için bi şekilde dinamik aralığı daraltıyolar ve müziği daha gürültülü hale getiriyolar. o yüzden pink floyd dinledikten sonra 10000 days dinlemeye kalkışınca acayip bi volüm farkı oluyo. bunun için replay gain falan gibi teknolojiler geldi ama nafile. zaten mp3 müziğin baya bi kısmını kesip atması yetmezmiş gibi bi de bu loudness war ski çıktı başımıza. sonuç olarak müziğin amına koydular. 3-5 senedir şöyle adam gibi kayıt dinleyemez olduk. özellikle tool un da bu trendde yerini alması beni ziyadesiyle yaraladı. ipne tool. ama apc albümlerinde bu yok. misal mer de noms albümü süper bi kayıttır kanımca. dredg el cielo albümü de keza öyle.
ÅŸu “dynamic range” olayının teknik kısımlarını buÅŸu ve o linklerde daha ii anlatılmış. Ayrıca ÅŸu aÅŸağıdaki güzide video herÅŸeyi açıklıkla göz önüne seriyor.
bir de metallicanın bu rezalete son verip death magnetic albümünü yeniden mixlemesi için bi imza kampanyası var. ben imzaladım.